« Sedona 781 (2008)Timberline Pony23 ve Big Mouth »

Amsterdam'da bir gün

Amsterdam'da bir gün

Gürol Çaydaş C.tes, 30 Ağu 2008 03:24:56 pm


İşte Dünya'nın bisiklet kenti. Çin'i bir kenara bırakıyorum. Onların otomobil alacak parası yok, sorun orada. Bir ekonomist Çin'deki bisiklet kullanımına dair "Eğer otomobil alacak paraları olsa, kullanmazlar" demiş. Peki ya Hollanda? Onların otomobil alacak parası da, var hatta otomobili de!

Devamı:


Her Avrupa kasabası yada kentinde olan meydan alışkanlıkları Amsterdam'da da mevcut. En pahalı oteller, kafeler, en büyük kilise, meydan ve güvercinler. Siz siz olun bir kaç saatinizi bu Dam Straat'ın köşesine ayırın. Düşmanı da olmayınca güvercinlerin elinizden yiyecek kadar ehlileştiğini de göreceksiniz. Hatta yağmur başladığında McDonalds'ın içinde gezecek kadar cesurlar.


Hollandalılarla benzeştiğimiz bir nokta var ki inanılmaz. Havaalanından bindiğimiz aracın şoförü kırmızıda geçmek dahil 3 farklı hata yaptı. Bu vurdumduymazlık bisiklet parkında da var. İşte üstte soldaki resim park edilmeze park etmiş bir bisiklet ve sokak boyunca onlarcası. Bisikletlerin de ters yöne girebildikleri sokaklar mevcut. Trafik aynı İstanbuldaki gibi işliyor "davranan geçer".

Bisiklet kalabalığını bir tarafa bırakalım, eğer Amsterdam'ı gezmek istiyorsanız önünüze bir kaç seçenek çıkıyor. Venedik kadar olmasa da bu kanallar kentinde en rahat(!) seçenek tekne ile. Üstü camlarla döşenmiş (malum yılda 300 gün yağmurluymuş) bir tekneye biniyorsunuz ve sizi kanallar boyu şehir turuna çıkartıyor. Hmm bu seçeneğe pek alışık değiliz. Ama ilginç olabilir. İkinci seçenek ise otobüsle şehir turu. Bunun da aynı tekne gibi üstünü tamamen camlamışlar, her yeri görüyorusunuz. Hayır hayır, bu da ilgimi çekmedi. Ah işte bakın bir at arabası, olabilir mi? Pahalıdır muhtemelen, ama otantik. Peki ya bisiklet-taksiye ne dersiniz? Olmadı hiç biri bize uymadı. Pedal basılacaksa kendimiz basmalıyız, gittik 3 saati 8 avroya bisiklet kiraladık (günlük olursa biraz daha ekonomik), fiyata hırsızlığa karşı sigorta dahil. Tabiki bir şartı var, kilit anahtarını geri getirmek! 2 buçuk avro da detaylı harita aldık.

En doğru seçenekmiş meğer. En güzel yerlerini gezdik. Tabiki Van Gogh müzesi için 3 saatten fazlasına ihtiyacınız var. Tavsiyem günlük kiralayıp, gezilecek yerlerde durup müzelerde vakit harcamanız. Parkta bir şeyler atıştırmak iyi gider. Yanınıza yağmurluk almanız gerekebilir, hiç belli etmeden geliyor yağmur. Hollandalıların da pek yardım sever olduklarını söylemeliyim, elimde harita sağa sola bakarken iki ayrı yerde gayet nazik yardım teklifleri oldu. Kaybolmamış olsam da nazik bir Türk olarak yardımlarını kabul ettim, hatta abartıp yardım teklif eden güzel hanıma kaybolmuş numarası yaptım.


Altta kırmızı ışık yeşile dönerken.


Hafta içi bir gün, oturun işlek bir caddede bir kafeye. Sonra geçen bisikletlileri sayın. Kaç tane geçebilir ki? Ben denedim, saydım. İnsanın inanası gelmiyor ama sıkışık saatlerde dakikada 30-40 bisikletli geçiyor.

Aldım elime fotoğraf makinasını, çektim de çektim.
Önce doymak bilmeden çektim.
Sonra seçici olmaya başladım.
Bir süre sonra da umursamaz oldum, kahvemi yudumladım.
Yakaladığım pozlar arasında bence en "baba"sı soldaki. Teyzem 60 yaş üstü. Kıyafet 68' kuşağından kaldığının kanıtı.


Saçlar süper, ya çizmeler!
İyi ama teyzeciğim,
yolculuk nereye,
altındaki 20 avro bile etmeyen bisikletle?

Hayatımda bu kadar günlük yaşamın içine işlemiş bisiklet görmemiştim. Çoğu gerçekten 20 avro bile etmeyen milyonlarca bisiklet. Hollandalılar ülke içinde 40 milyon bisiklet olduğundan bahsediyor. Buna karşılık nüfus 17milyonmuş.

Sokaklarda bisikletlilere dalmış gitmişim bir anda rüyadan uyandım. Sordum kendi kendime? Peki ama ben bisiklete bu şekilde hiç binmiyorum ki? Benim için bisiklet, İtalya'daki gibi. Tamamen spor. Yani bisiklete binmem için mutlaka bisiklet ayakkabımı giymem lazım. Hem de kilitli pedal olacak, ayakkabı da 3 bantlı en azından! Forma olmadan olmaz, en renklisinden. Bir de pedli tayt... Hoop kardeşim dur orda. Biraz önce gözünün önünden 1000 bisikletli geçti, bunların yarısı kadın. Peki ama ayaklarında ne vardı bunların? Hemen resimleri incelemeye başladım. Bu kadar da olmaz ki! İşte size 5 tane örnek. Yanılmayın, diğerleri de farklı değildi, koymadım. Çünkü fotojenik değildiler.

Ayak tamam. Bir dereceye kadar kabul. Ama kıyafet de buna paralel. Uç noktada olan 6 tane (foto) modelim altta. İnsanın inanası gelmiyor ama Amsterdam'da durum böyle. Bisiklet bir yere gitmek için araçtan öte değil. Kimi işe gidiyor, kimi alışverişe, kimi de bara!

Amsterdam! Ah Amsterdam... Bu kadar da farklı mı olmalıydın. Bir Hollandalıya sordum "neden" diye. Diyor ki, eğer şehir merkezinde işin varsa, park etmek öyle bir dert ki, kimse arabasını kullanmaz burada. Buna, okula çocukları bırakmak da dahil. Çünkü bisiklet parkı daha kolay. Bu yüzden geneli oldukça ucuz, Hollanda tipi bisikletler kullanıyorlar burada. İşte altta bir kaç örnek. En soldaki de benim kiraladığım, kontra pedal, vitessiz bir Gazelle.

Duyanlar duymayanlara söylesin. Amsterdam Dünya'da en fazla bisiklet kullanılan şehirdir. İşte altta benim seçtiğim 111 kare fotoğraf. Hepsi aynı gün çekildi, öyle yılların birikimi değil. Giderseniz, siz de bisiklet kiralayın, takılın sokaklarda kalabalığa, akıntı sizi güzel yerlere götürecektir.

Etiketler: amsterdam

Arama

BisikletMagazin.com, bisiklet veya bisikletle ilgili konuları içerir. Kuruluşundaki amaç, var olan bisiklet sitelerine yenisini eklemekten ziyade anonim olarak içerik yaratma çabasıdır. Bu sitedeki yazarlar bir kazanç gütmez. Site sahipleri ise gelecekte sitenin masrafları dışında kazanabileceği paraları bisikletle tur yapanlara ve bisiklet sporcularına harcayacağına söz verir.

XML Kaynağı

blogging soft