| « 6. Etap Öncesi | Giro D'Italia - Etap 5 - 13 Mayıs Çarşamba : San Martino di Castrozza - Alpe di Siusi, 125km. » |
10.05.09 Tarihinde düzenlenen İstanbul - Adampol Polonezköy Mtb yarışına katılma fırsatı buldum. Kısa ve bir o kadar hızlı geçen yarış maceramda gözüme takılanları sizlerle paylaşacağım. Öncelikle zaman darlığından ve konaklamayı kamp olarak yaptığımdan organizasyonu sindire sindire yaşayamadım açıkçası. Bu da çektiğim fotoğraflara ve aklımda kalanlara yansıdı doğrusu. O yüzden yarışa katılan bir katılımcı gözüyle yaşadıklarımı sizlerle paylaşacağım.
Devamı:
Cuma akşamı Ordu'dan otobüsle İstanbula doğru hareket ettik. Bu sefer yine şansım yaver gitti ve beni Polonezköy'e araba ile götürecek bir arkadaş bulmuştum. Asıl fikrim römorkumu da götürerek Kavacık Kavşağı'ndan itibaren Polonezköy'e pedallamaktı. Fakat yarış için modifiye ettiğim bisikletimde uyum sağlamayan lastik ve jant setinden dolayı römork'u elediğimden tüm yükümü sırt çantasına doldurmak zorunda kalmıştım. Kavacık Kavşağı - Polonezköy arasındaki yolu (ki bisikletle gitmediğim bir yol olduğundan) sırtımda yükle çıkmak pek akıllıca olmayacağından arkadaşım Volkan'a rica ettiğim ve o da sağolsun şirket arabasıyla Polonezköy'e bıraktı beni. Biraz geçikmiş olduğumuzdan ve kayıtlarda da bir hayli oyalandığımızdan teknik toplantı ve makarna partisini istemeyerek te olsa es geçip parkura daldık.
Parkur 2008 yılında düzenlenen Polonezköy Türkiye Mtb Şampiyonası parkuru ile bire bir aynıydı. Tek fark bir kaç gün öncesinden yağan yağmurun oluşturduğu küçük dere yatakları geçişi ve biraz çamurdu. Parkurda 3 tur atana kadar hava kararmaya yüz tutmuştu bile. Polonezköy'deki kilisenin bahçesinde olan kamp alanına gelip eşyalarımı daha detaylı bir şekilde yerleştirip çamur olan formalarımı değiştirdim. Bu sırada bol bol uzun zamandan beri görmediğim bisiklet dostlarıyla hasret giderip, aralarına çeşitli internet platformlarından görüştüğümüz arkadaşlarıda ekledim.
Yanıma aceleden dolayı yiyecek hiçbirşey almadığımdan kilisenin biraz aşağısındaki markete gidip hazır yiyecek şeyler aldım. Burada belirtmek isterim marketlerin fiyatı çok abartı olmamakla beraber biraz pahallıydı. Yiyecek en mantıklı ve aklıma ilk gelen yiyecek konserve olduğundan meyvesuyu, konserve barbunya ve ekmek alıp kamp alanına geri döndüm. Diğer arkadaşlar geçen seneninde verdiği kamp tecrübesi ile daha hazırlıklı gelmişlerdi. Hatta beraber zaman geçirdiğimiz Adana'lı arkadaşların bir kısmı piknik tüpü almayı bile ihmal etmemişler. Makarna, çay, hazır çorba v.b. her türlü ayrıntıyı düşünmüşler. Yemekler yenip karınlar doyduktan sora güzel muhabbetler döndü masalarda. Arada güzel bir bunnyhop ile engel aşma gösterileri geceye renk kattı. (Videosu yakında eklenecek
)
Ben yolun verdiği yorgunlukla erkenden yatıyorum...
Sabah erkenden kalkıyorum. Herkes yavaş yavaş uyanmaya başlıyor.
İlk önce kişisel ihtiyaçlar gideriliyor, sonra kahvaltı derdine düşülüyor. Benim kahvaltıda çokokrem, ekmek ve meyvesuyu var. (Tavsiye ederim, küçük eklemelerle daha zengin ve doyurucu bir kahvaltı olabilir. Eğer ocağınız varsa mutlaka kampta rafadan ya da yağda yumurta keyfini yaşamalısınız
)
Sonra yarış alanına geçiyoruz. Saat 10'da Yıldızlari +40 ve +50 Master grubu sporcuların yarışı başlıyor. Katılım, saatin erken olması ve yarışın canlı geçmemesi nedeniyle biraz düşük görünüyor. Öğleye doğru ortamın kalabalıklaşmasını umuyorum. Bu arada kendileri ile GPA'da tanıştığım iki güzel insan ile muhabbet edip hasret gideriyoruz. Burada aslında kızdığım fiiliyeti kendim yapıyorum. Yarış organizasyonuna gelip, seyirci olarak Start-Finish düzlüğünden ayrılmadan oturuyoruz orda.
Bu arada özellikle dikkatimi çeken 40+ Master Kategorisinde girdiği her yarışta birincilik kürsüsünden inmeyen Zafer Sayın'ı yarışta görememiştim. Özellikle dikkat ediyorum, çünkü mtb yarış bisikletinin önemli karakterlerinden olan hafiflik ile dayanıklılığı oldukça üst bir sınırda tutup ayrıyetten ortaya çıkardığı eseri yarışlarda kullanıp üstüne üstlük derece yaparak süsleyen ender kişiliklerden birisidir kendisi. Bu açıdan kendisini tebrik ediyor ve yarışlarda her daim görebilmeyi diliyorum.
Sonradan katılacağım ElitB yarışına 1 saat kala karınımı yine konserve yiyecekle doyurup, bisikletimi alıp ısınmaya başlıyorum. Saat 12'de Junior Men, U23B, Elite B ve +30 Master kategorisi sporcuların yarışı başlıyor. Önce Junior Men ve bir kaç dk sonra geri kalan tüm kategöriler için aynı anda start veriliyor.
Sanırım bu yarışın en kalabalık startının içinde yer aldım. Teknik toplantıya katılmamanın bedelini yarışta ödedim açıkçası. Elit B Kategorisinin yarışta 6 tur atacağını öğrendim, fakat %80 kuralının geçerli olup-olmaması konusunda teknik toplantıya katılanlar içinde kimseden sağlıklı bir bilgi alamadım. Ben de o yüzden her ihtimale karşı kendimi 6 tur atacakmışım gibi yavaştan bir çıkış alarak, kendimi hiç yormadan parkurda ilerliyorum. İlk iki tur özellikle single track geçişlerde ve dar çıkışlarda kalabalıktan dolayı sıkıntı yaşıyoruz. Grubun önündeki sporcunun teknik kısımda bocalamasının bedelini arkasında kalan diğer sporcular da ödemek durumunda kalıyor. O yüzden startta ön grupta yer almanın önemi büyük.
Fakat burada ince bir ayrıntıya dikkat çekmek isterim. Eğer cidden iyi antrenman yaptıysanız ve kendinizi güçlü hissediyorsanız başlangıçta önlerde yer almak için hızlı bir çıkış alın. Aksi halde parkurun ilk teknik bölümlerinde önünüzdeki sporcunun olası bir denge kaybından dolayı oluşacak zaman kaybı tehlikesini en aza indirmiş olacaksınız. Aynı şekilde kendini güçlü hissetmeyen ve tekniği iyi olmayan sporcularda ön sıralarda yer kapma mücadelesine girdiğinde, bu sefer kendilerini başlangıçta gereğinden fazla yorduklarından, teknik bölgelerde ve dik rampalarda zorlanacaklar ve kendilerinden daha performanslı olan diğer spırcular yolun darlığından ve zorluğundan öndeki yavaş olan sporcuyu geçemeyecek ve tur derecelerini olumsuz yönde etkileyeceklerdir. Bu yüzden kalabalık çıkışlı müsabakalarda her sporcunun kendi gücüne göre mantıklı bir start alması en uygun olacağı görüşündeyim.
Yarışın 2. turundan itibaren bu savım daha da güçlenmişti. Parkurun iki sağlam çıkışı vardı. Ve bu iki çıkıştada özellikle 2. turda başlamak üzere atılan her turda hızlı çıkış alan ve düzlüklerde ortalamanın üstünde seyreden sporcular rampalarda bisikletlerini ellerinde çıkarmak zorunda kaldılar. İnanıyorum ki parkurdaki güçlerini daha dengeli kullansalar, bir çok arkadaş o rampaları bisikletleriyle tırmanacaktı. 2. turdan itibaren sıralamada herkes kendine göre bir yer edinmişti. Ve artık dar geçişlerde pek sorun yaşanmıyordu. Parkurdan ve yarıştan zevk almaya başlamıştım.
Yarışta kürsü yapan başarılı sporcuların yanında birde yarışın gizli kahramanları vardır. Onlardan yakınımda olduğu için gözüme çarpanlardan birini sizlerle paylaşacağım. Erdem Taşçı. Geçtiğimiz kış sezonunda antrenman yaparken talihsiz bir trafik kazasında kendi imkanlarıyla oluşturduğu üst model bisikleti kullanılamaz hale gelmişti. Bu yarışa ise, eski parçaları ve etrafında aldığı bi kaç ödünç parça ile oluşturduğu düz çatallı, v-frenli bisikletiyle katılmıştı. Yarış sonunda imkanları ölçüsünde oldukça iyi bir derece almıştı. Bunun yanında o düz çatal ile ben dahil bir kaç sporcuyu birden inişte nasıl geçtiğini anlatamam. O esnada içimden gelerek ''Helal olsun Erdem !!'' diye bağırmıştım hatta.
Yarış esnasında bisikletten çok, üzerindeki sporcunun kalitesinin önemli olduğu, bisikletin kalitesinin başarıdaki bir yan etmen olduğunu ortaya koyan güzel bir örnekti bence.
Bu arada dikkatimi çeken başka bir husus ise parkurda pek seyirci olmamasıydı. Fotoğraf çeken bir kaç site editörü ve bir kaç seyirciden başka kimse yoktu parkurda. Sabahleyin muhabbet ettiğim iki dostumu attığım her tur parkurun farklı yerlerinde bana ve diğer arkadaşlara destek olurken görmek çok sevindirdi beni. Yarışa gelen bir çok kişi parkura dahi girmeden Start - Finish düzlüğünde oturarak geçen sporcular hakkında yorum yapmakla yetiniyorlar. Ama sporcuların parkurda onca yaşadığı olaylardan bi haberlerdi ne yazıkki. Bir dağ bisikleti yarışını seyretmeye gidenlere tavsiyem, kesinlikle parkurun en dik ve zorlu olan iniş ve çıkış bölümlerinde bulunup, geçen sporculara destek olmalılar ve o anın tadını çıkarmalılar.
3. turdan sonra son iki günün yanlış beslenmesinin cezasını çekme vakti gelmişti. İki bacak kaslıarıma kramp girmek üzereydi. (Buda bana 2. ders olsun. Hangi yarış olursa olsun, şartlar neyi gerektirirse gerektirsin düzenli bir beslenme şart !) %80'a girdiğimiz son tur (ki haberim yok) tüm turlar beraber yol aldığımız Adana'dan Erdem ve Zafer'i bırakıyor, bir dahaki tur yakalamak ümidiyle bir dakika kadar bacak kaslarımı dinlendiriyorum. Son rampalarımı çıktıktan sonra feedzone'da kulağıma takılan bir ses ile şans eseri son tur olduğunu anlıyor ve finish çizgisine kadar, bünye olarak zaten dinlenik olmanın verdiği güçle beraber bir kaç sporcuyu geçiyorum.
Yarış bitiminde, yarıştaki sıralamayı ve tur derecelerini hesaplamaya yarayan çipi ve plakalarımı teslim edip, çimende dinlenmeye başlıyorum.
Biraz dinlendikten sonra, saat 2'de yapılan Elit Erkekler ve Bayanlar startından sonra ters yönden parkura giriyoruz. Fazla ilerlemeye niyetimiz yok. Çünkü yarışın vermiş olduğu yorgunluk var üzerimde.
Serkan Çalıcı'nın geçen senelere nazaran biraz daha düşük tempolu bir yarış seyrettiğini görüyorum. Bunun altında çeşitli sebepler olabilir tabiki. Özellikle Serkan Çalıcı'nın iş ve okuldan eskisi kadar yoğun antrenman yapabildiğini sanmıyorum. Ki bunda İstanbul gibi metropol bir şehirde yaşamanın sıkıntılarınında büyük etkisi olduğuna eminim. Adana'da yapabildiği antrenmanlara ve şuanki imkanlara aynı anda sahip olsa çok çok iyi yerlere gelebileceğine eminim.
Scott Türkiye takımında hiç bir sene değişmeyen takım ruhunu ve çalışmasını bu yarıştada büyük bir zevkle izledik.
Elit bayanlarda Ayris Işık'ın geçen seneye nazaran daha güçlü olduğunu ve daha iyi bir yarış çıkardığını söyleyebilirim.
Yarış kayıt gününde kolu sargıda olduğu için yarışa katılamayacağını sandığım ve yarış esnasında üzerindeki forma ve bisikletten dolayı kimliğini çıkaramadığım bayan sporcu ise Burcu Asuman Balcı idi. Kolunda yaşadığı rahatsızlığa rağmen oldukça başarılı bir yarış gerçekleştirdi ve 3. olmayı başardı.
,
Canlı yada internetten yarış fotoğraflarını takip ettiğim İsmail Odabaşoğlu'nun ise yine teknik aksaklıklar başını bırakmamıştı. Arka attırıcının alt bacağını tutan vidanın gevşemesiyşle alt bacak yerinden çıkması ile feedzone alanına kadar bisikleti elinde götürmek zorunda kalmıştı İsmail.. Bahsi geçen arıza hakkında bilgi almak için bu makaleyi inceliyebilirsiniz.
Ön grup oldukça sağlam bir yarış çıkardı. Bilal'in yakasını bırakmayan teknik aksaklıklar yüzünden grubu tekrar yakalama mücadelesiyle son turda, özellikle son çıkışlardaki ataklara cevap veremedi sanırım. Bunların yanında yurtdışındaki ciddi bir yarıştan gelmenin yorgunluk payıda olduğuna inanıyorum .Abdülkadir Kelleci başlarda verdiği iyi mücadeleyi sürdüremedi ve ön grupta verdiği mücadelede biraz arkalara düşmüştü.
Bu öndeki grupta Türk sporculardan en istikrarlı yol alan sporcularından biri Halil Korkmaz'dı. Tüm turlar boyunca oldukça iyi bir yarış çıkardı ve son turun finish düzlüğünde Bilal Akgül ile olan kısa mücadeleden galip çıkarak 2.'liği aldı ve Bilal bu yarışta 3. oldu. Geçen seneki Polonezköyde düzenlenen Türkiye Şampiyonası'nda yaşadığı sağlık sorunlarının acısını bu sefer çıkartabildi Halil.
Sırp bisikletçi Seniori Djurdjic son turda yaptığı atak ile ikinci ile arasındaki farkı yaklaşık 1 dakikaya çıkartarak yarışı birincilikle bitirdi.
Sonrasında mini anfi tiyatro şeklindeki parkı dolduracak kadar bir toplulukla ödül töreni yapıldı ve Polonezköy muhtarının kısa konuşmasını dinledik.
Burada da bir ayrıntıyı belirtmeden edemeyeceğim. Geçen sene Polonezköy Muhtar vekilinin ödül töreni sonrasındaki konuşmasında bu seneki yarış için vaad ettiği daha kaliteli bir organizasyonu gözlerimiz arar oldu doğrusu. Aksine seyirci bakımından hissedilir bir azalma olduğunu söyleyebilirim.
Ödül töreninden sonra herkesi toparlanma ve otobüse yetişme telaşı sardı. Bazı sporcular özel araçları yada benim gibi arkadaşlarının araçları ile otogara geçerken Polonezköy Muhtarlığı'nın sporcuların Kavacık Sapağına ulaşımını sağlayacak bir araç tahsis ettiğini duymuştum. Duyumun doğruluğu konusunda şimdilik kesin bir bilgiye sahip değilim.
Burada kilise bahçesinde kamp kuranlar ve önümüzdeki sene burada kamp kurmayı planlayanlar için küçük bir ricam olacak. Kamp alanını nasıl temiz aldıysak, o şekilde temiz bırakmaya özen gösterelim. Bunun içinse kamp alanı temizliğini son dakikaya bırakmadan uygun bir boşlukta yapmak yerinde olacaktır. Bu yazımda biraz da kendime özeleştiri yapıyorum. Çünkü tahminimden daha erken kamp alanını terketmek zorunda kaldığımdan üstünkörü bir temizlik yapabildim ancak. Eşyalarımı almış giderken ayağıma takılan konserve kutusunu ancak çöp kutusuna doğru şutlayabilmiştim .
Yarışın Pazar günü yapılması nedeniyle, Harem'e ulaşmak için İstanbul'un Pazar trafiğine yakalandık ve trafiği bu kadar yoğun olmayan daha küçük bir ilde yaşamanın değerini bir kez daha anladım.
Otobüs muavininin sorun çıkarmaması için bisikletimin iki tekerini birden sökmüştüm. Ordu'dan itibaren taşıdığım tüm yüküm bu.
Ve benim için günün en hoş karşılaşması gerçekleşiyor otogarda. Otobüsün gelmesini beklerken fotoğrafta görülen normal giyinimli abimiz bisikletime bakıp yarış'tanmı geldiğimi ve nereli olduğumu sordu. Ordu cevabını alınca ilk sorusu daha yapılalı 1 seneyi yeni aşan bisiklet yolu hakkındaki yorumlarımı sormuştu. O kadar da şüphelenmemiştim doğrusu. Bir kaç dakikadır muhabbet ettiğim insan Bisikletliler Derneği Başkanı Murat Suyabatmaz'dı. İstanbul gibi koca bir şehirde hiç olmayacak bir yerde heleki bir bisiklet organizasyonu sonrasında otobüs beklerken yine bisiklet dostu kişilikle karşılaşıp, sohbet etmek aklımın ucundan bile geçmezdi doğrusu. Kendisine buradan hoş sohbeti için teşekkür ediyorum.
Yaklaşık yarım saat sonra otobüsümüz terminale yaklaşıyor ve 3 günün yorgunluğunu otobüs koltuğunda 11 saatte atmaya çalışıyorum.
Elimden geldiğince yarış hakkında ve yarışa katılan herhangi bir sporcunun yaşayabileceği ve olması gereken olayları anlatmaya çalıştım. Umarım bu uzun yazımı sıkılmadan okursunuz...
Yeni bir bisiklet organizasyonunda görüşmek üzere. Bisikletle kalın !