| « GPA 3 ( 3. Gün) Aktur Unutulmaz Gece Videoları 1-2-3.....-16 | Adana - Taşdurmaz (2007) (Video) » |
Nerdeyim ben!?? Diye küçük bir hafıza kaybına uğruyorum. Sonra kısa sürede bilincim açılıyor ve mantıklı düşünmeye başlıyorum
Evet Bodrum'dayız . Saat sabahın 7'si. Gece çok hafif bir yağmur yağıyor ama beni pek etkilemedi açıkçası. Sabah duru bir hava var. Çok az kişi uyanmış etrafta dolanıyor. Zaten bu gün geç çıkacağız yola. ''Erken kalkan yol alır'' sözü bu gün için geçersiz. Çünkü bu gün çok yakınımızda ki vapura binip Datça'ya geçeceğiz. Vapur'un saat 10 gibi kalkacağından herkes keyif yapmaya karar vermiş anlaşılan.
Devamı:

Üstüme bişeyler geçirip çıkıyorum dışarı. Ne var ne yok diye dolanıyorum etrafta. Deniz kıyısına geçiyorum, ıssız, kimsecikler yok ortalıkta. Daha alalı çok kısa süre olan fotoğraf makinamın ayarlarını kurcalayarak manzara fotoğrafı çekiyorum. Böylelikle birbirimize daha çok alışıyoruz.
''İki senedir geliyorum buraya, nasıl akıl edemedim burayı'' diye hayıflanıyorum kendime
Gece yağması olası bir yağmur için önceden eşeğini sağlam kazığa bağlayanları görüyorsunuz ![]()
Bu da bizim gibi tek tente çadırı olanlar için geçici fakat bir o kadar ekonomik çözüm. Çadır üzerine naylon gerdirme
Tek kötü yanı, naylon hava geçirmediği için içerisi kısa sürede hamama dönüyor. Arada havalandırmak gerek ![]()
Sıra sıra bizim çadırlar... Soldan sağa doğru, Gökhan Topsakal, Serkan Taşdelen, Feyyaz Alaçam ve üzerinde plaj havlusu olan benim çadırım ![]()
Saat 8 gibi millet ayaklanmaya başlıyor. Ben de çadırıma girip toparlanıyorum. Çadır içi işlerim bittikten sonra kafamı dışarıya çıkardığımda bu hoş kareyi yakalıyorum
Sol'da Serkan Taşdelen, sağda Feyyaz Alaçam.
Bu çiftin harıl harıl eşyalarını topladığına bakmayın, akşam çadır kurduktan sonra yağmur yağma ihtimaline karşın otele yerleştiler. Sabahta kullanmadıları çadırlarını toplamak zorunda kalıyorlar : ))
GPA'nın resmi mekanikeri Ali abiye sabah sabah yine iş çıkıyor ![]()
Herkes hazırlandıktan sonra topluca yola çıkıyoruz. Bodrumun ana caddelerinden sonra dar sokaklarından aşağıya inerek vapurun olduğu kıyıya varıyoruz. Bu dar sokakların hastasıyım ![]()
Bisikletlerimizi vapurun alt kısmındaki otomobillerin yeraldığı bölüme koyuyoruz.
Olcay abi beni ezmeye kararlı ![]()
Vapura bindikten sonra hemen teras katına geçip yerleşiyoruz. Geçen sene üst katta sandalye yoktu. Bu sene sandalye olduğu için daha çok kişi güneşlenme fırsatı yakalıyor.
Önüme geleni organizasyonun vereceği kahvaltıyı beklemeden kendilerine simit, poaça tarzı kahvaltılık almalarını tembihliyorum. Bu tembikleme organizasyonun vereceği kahvaltının yetersz olacağı anlamı taşımıyor. Bir yanda güneş, diğer yanda deniz ve arkada Bodrum manzarası ile simit-çay keyfi yapmak bambaşka. Bu zevkten kimsenin mahrum kalmasını istemiyorum açıkçası.
Hala kimse tam anlamıyla uyku mahmurluğunu üzerinden atabilmiş değil. Kimsenin oturduğu yerden pek kalkmaya niyeti yok. Ama biliyorum vapurun hareketinden kısa bir süre sonra herkes çeşitli eğlencelere dalacak, ortalık karışacak ![]()
Dünyayı gezenlerimizden Ahmet Mumcu ve Evrim Yiğit gündemi takip etmeye çalışıyorlar.
Ve yolculuk başlıyor. Elveda Bodrum...
Hemen önümde küçük bir kahvaltı masası kurulmuş, keyif anları yaşanıyor. Masa demek pek doğru olmaz tabii ![]()
Kahvaltının enerjisi ise afyonu patlamamış kimse kalmıyor. Yavaş yavaş hareketlilik başıyor. Vapura has hatıra fotoları çekiniyoruz.
Şimdi bu fotoğrafı ilk gördüğünüzde adamı deniz tutmuş, kusuryor sanabilirsiniz ![]()
Fakat Doğan abi çevresinden bihaber farklı bir kare yakalama peşinde ![]()
Gece çadır dışında unutulan ayakkabıları deniz ve rüzgardan faydalanarak kurutmak iyi fikrimiş ![]()
Kaptan köşkünde gündemi takip edenler ![]()
Kapalı alan keyifçileri ![]()
Açık hava keyifçisi Erkut ![]()
3X zoomla farkettirmeden Hüseyin abinin bir pozunu yakalayayım diyorum ama beceremiyorum ![]()
''Neler oluyor burada?!'' diye dalıyorum bu grubun ortasına ![]()
GPA keyifçi kaynıyor cidden. Bakın bir arkadaşımız mükemmel bir sırrını paylaşıyor bizimle. Muz üzeri sarelle ... Nefiss ![]()
Bir o yana bir bu yana dolanıyorum dört bir yanı
Feyyaz ile foto çektirirken farkediyorum. Bu Feyyaz'da ne boy varmış : ))
Vapurdan inip yola koyuluyoruz. Yahu bu köpek bizi mi bekliyordu acaba? Uzun süre bize eşlik ediyor ![]()
İlk varacağımız yer Eski Datça.
Yol daraldıkça kuyruk uzuyor, hoş bir görüntü oluşturuyoruz.
Vee Eski Datça'ya giriyoruz. Tahminimden çok çok daha güzel yerler. Geçen sene Eski Datça'yı dolaşmak yerine Datça'da Konferans salonunda sunum+söyleşi şeklinde bir etkinlik yapılmıştı. Açıkçası şimdi düşündüğümde bu güzel mekanın havasını solumak varken kapalı bir yerde bulunmayı aklımdan bile geçirmem doğrusu...
Bisikletlerimizi uygun bir yere parkedip, eski Datça'yı dolaşıyoruz.
Sırf bu kedi yüzünden Eski Datçayı 10 dakika az dolaştım
Yılışık şey nolucak ![]()
Bahçe kapılarından birinden içeri göz atıyorum, arızalı bir bisiklet çarpıyor gözüme.
Sokaklar öyle hoş ki... İnsanın burada yer satın alıp, o güzel sokakları paylaşası geliyor. ''Peki o güzelliği koruyacak ve yaşatacak kadar özverilimiyim?'' diye soruyorum kendime. Kendimden gelen cevap olumuz... O zaman arada ziyaret etmek en iyisi olduğuna kanaat getiriyorum.

Sevgili İbrahim abi ve arka planda hoş bir mekan...
Ah o güzelim sokaklar ![]()
Hoş bir hatıra fotoğrafı
Burada ilk defa ada çayını deniyorum. Bana sıra gelip çayımı yudumlayıncaya kadar grup hareket ediyor. Çay ocağındaki ablaya şaka yollu çayı benim için saklamasını, seneye gelip içeceğimi tembihliyorum
Malesef bu güzel çayın tadı damağımda kaldı ![]()
Çay bahçesindeyken ufak bir yağmur yağıyor. Yola çıktığımızda yağmur dinmişti. Fakat ufukta ki bulutlara bakarak öğleden sorna ıslanacağımızdan endişe ediyorduk. Ancak korktuğumuz olmadı ve gün sonuna kadar kuru bir şekilde kamp alanına varabldik.
Eski Datça'dan sonra Datça merkezine giriş yapıyoruz.
Öğretmen evinde yemeklerimizi yiyoruz.
Tok karınlar mutlu yüzler ![]()
Yola çıkmadan önce gözlüğümün camını silerken çatlak olan çerçeve tamamen kırılıyor
Neyse moral bozmaya gerek yok eğlenceye devam ![]()
Datça merkezde şehir geçişi yaparak hakın bisiklet kullanımı için dikkatini çekmeye çalışıyoruz.
Siz giderken biz dönüyordum pozu ![]()
Tabela da görüldüğü üzere Marmaris'e 68 km gibi az bir yol var. Fakat biz bu günü Aktur'da konaklayarak geçireceğiz.
Yeşil Bisiklet'in sahibi Gürsel Akay bu değişik biniş stili ile takılıyor objektifime ![]()
Tur boyunca neşesi eksilmeyenlerden Berivan ve Berivan'ın yol boyunca tüm kahrını çeken Gökhan ![]()
Yol oldukça sakin ve yeteri kadar geniş. Herkes kendi temposunda yol alıyor. Grup yol üzerinde git gide daha uzun br kuyruk şeklini alıyor.
Son kilometrelerde daha bir performasnlı pedal çevirerek grubun en önünü yakalamaya çalışıyorum.
Bu çaba içerisindeyken Aktur girişine varmış bulunuyorum. Şimdi rahat rahat her geleni fotoğraflayabilirim. Bir kaç küçük istisna hariç pedal çeviren herkesin fotoğrafını çekmeyi başardım.
Soldan sağa doğru Serkan Taşdelen, Efe Saraçoğlı ve Erkut Yiğit. Erkutun yaptığı hareket geceye damgasını vurucak. Demedi demeyin ![]()
Mustafa Yıldız, Emre Deniz...
Ayşe Yıldız, Abdullah Güney ve Can Dede ![]()
Bizleri arabayla takip eden Mesut ve Can abi gelenleri Aktur yoluna doğru yönlendiriyor.
Ali Aktaş Ve Mustafa Dorsay etabı bitirme seviçlerini böyle yansıtıyorlar ![]()
Keskin Bery ve Flu Gökhan ![]()
Sencer Sevim ![]()
Olcay abi niyeti kesin bozmuş üzerime üzerime sürüyor bisikleti ![]()
Veee Dilek abla ve İso'da geldiğine göre arkada kimse kalmadı demektir. Ben de böylelikle İso'lar ile birlikte kamp alanına doğru yol alıyorum. Hızlıca çadırımı kurup üzerimi değiştiriyorum. Doğru denize
Evet yanlış okumadınız doğru denize ![]()
Alın bu da videosu ![]()
Yemek yiyeceğimiz ve eğleneceğimiz yer, anlaşılan yerin sözünü tutmaması sebebiyle ani bir değişiklğe uğrayarak Antique Bar olarak değiştiriliyor. Fotoğrafta mevzubahis Antique Bar'ı arıyoruz ![]()
Bu ani değişikliğin gecenin ilerleyen saatlerine doğru o gecenin mucizelerinden bir parça olabileceğini kim bilebilirdi ki?
Süper bir ortam.Artık turun ilerleyen bölümleri olduğu için herkes birbirine daha iyi kaynaşmış durumda ve muhabbetler artık daha sıcak. Önce yemeklerimizi alıyoruz. Karnımızı doyurduktan sonra sinevizyonda tur boyunca şimdiye kadar çektiğim fotoların büyük bölümüne bakarak eğleniyoruz.
Bir süre sonra Murat Gülersoy çıkıyor sahneye. Hoş bir müzik ziyafeti çekiyoruz.

Sonradan aramızda gizli yetenekler olduğu söyleniyor ve Yeşim Saraç Ekinci, ısrarlar üzerine sahneye çıkartıyoruz. Murat Gülersoy gitarını konuştururken Yeşim Saraç Ekinci'nin müthiş sesiyle iyice coşuyoruz. Grubun büyük bir bölümü sahne yakınlarında müzik dinlemek yerine sahilde koyu sohbetlere dalmışken birden coşkulu müzik sesi ile irkilip kısa sürede barın etrafını dolduruyorlar. İşte bu noktadan sonra tabiri caizse havai fişeğin fitili ateşlenmiş oluyor. Sonradan Pilli Bebek'in eski basçısı değerli abimiz Ahmet Başbağlar'da bas gitara geçince ekip tamamlanmış oluyor.
Her şarkıda biraz daha coşuyorduk. Yarım saat sonra neredeyse oturan kimse kalmamıştı. Herkes ayakta dans ediyordu.
Yeşim ablanın ilk şarkısından itibaren fotoğraf çekmek yerine video almanın daha iyi olacağını, bu coşkuyu fotoğraf makinasının yansıtamayacağı kanısına varmıştım. İyiki de öyle yapmışım
Fakat kısa sürede hafıza kartlarımın hepsi dolduğundan bir notebook bulup tüm hafıza kartlarımı boşaltıyorum. Şu dosya aktarımında geçen kısa süre benim için ne kadar uzundu anlatamam.
Eğlencenin başında yabancı ağırlıklı giden parçalar, gecenin ilerleyen saatlerine doğru Yeşim ablanın yerini Ahmet Turan Babacan alarak daha bizden olan halay, kasap havası v.b yöresel ezgilere döndü ![]()
O gece sanırım GPA tarihinin en eğlenceli gecesi olduğuna inanıyorum. Bu kadar tesadüfün aynı zamanda bir araya gelmesi de bu geceyi bir mucize gecesine dönüştürdüğüne inanıyorum.
Mevzubahis Aktur akşamı eğlence videolarına buradan ulaşabilirsiniz
Hoşçakalın ![]()