| « Karlar Düşer Ben Boztepe'ye çıkarım :) (Video) 1. Bölüm | GPA 3 ( 3. Gün) Aktur Unutulmaz Gece Videoları 1-2-3.....-16 » |
Selamlar,
Artık benim için geleneksel hale gelen bir turla tekrardan karşınızdayım. Pazar gecesi Ordu'nun yüksek kesimlerine yağmaya başlayan kar, pazartesi günü Ordu merkezde de etkisini gösyermeye başlamıştı. Ben de çok fazla zaman kaybetmeden bütün kışlık giyisilerimi giyip, fotoğraf makinamı ve kask kameramı da yanıma aldıktan sonra koyuldum yola. Bu günkü tur benim için çok önemliydi. Çünkü ilk defa karlar altında istediğim gibi çekimler yapabilecektim. Önceleri ya fotoğraf makinam yoktu ya da fotoğraf makinam olsa bile pil bitmesi, hafıza kartı dolması gibi teknik sorunlarla yeterli çekim yapamamıştım. Fakat bu sefer hem fotoğraf makinam hem de kask kameram vardı. Her iki makine için yedekte 1'er çift pilim vardı. Yanıma aldığım hafıza kartlarını ise o gün hepsini doldurabilmeme imkan yoktu ![]()
Devamı:
Giyinmem ve yola çıkmam tahmini 45 dakikayı bulmuştur. Yola çıktığımda hala kar yağmaya devam ediyordu.

Boztepe'ye çıkan bir kaç farklı yol var. Ben diğer işlek yola göre daha tenha olan fakat yol kalitesi iyi olan Taşbaşı'ndan çıkmayı tercih ettim. Fotoğrafta da görüldüğü üzere Ordu yavaş yavaş kara teslim oluyor ![]()
Merkez'de zeminde kar bulunmamasına rağmen, denizden tahmini 50-70 metre yükselmiştim ki zemindeki kar miktarı tekerlerimi yavaş yavaş kaydırmaya başlamıştı

Fotoğrafta Boztepe'ye çıkan seçtiğim parkurun Ordu'nun arka taraflarına bakan kısmını görüyorsunuz...
Çok vakit kaybetmeden bir kaç manzara fotoğrafı çekmeye çalışıyorum. Zira durduğum yerde hemen üşümeye başlıyorum, üzerime karlar birikmeye başlıyor ve fotoğraf makinam yavaş yavaş ıslanıyor.
3 kat yakınlaştırarak sahil yolunu fotoğraflamaya çalışıyorum. Kar yağışının şiddeti sanırım daha iyi anlaşılıyordur.
O gün yataktan geç kalktığım için yola ancak 13:30'da çıkabilmiştim. O yüzden lastik değiştirmek için yeterli zamanım olmadığından, bisikletimin üzerinde takılı olan schwalbe marathon plus 26x1.75 su kanallı lastiklerle yola çıkmıştım. Açıkçası bu lastikleri bir çok farklı zeminde test etme imkanım olmuştu fakat ilk defa karlı zeminde deneyecektim.
Sonuçlar tahmin edebiliyordum ama yine de bu tecrübeden kendimi alıkoyamadım.
Yukarılara çıktıkça yolda ki kar kalınlığı gittikçe artmaya başlamıştı. Başlarda biraz kayarakta olsa bisiklet sırtında yol alabiliyordum fakat bir süre sonra bu imkansızlaştı. Kendimi zorlasam dahi 4 tekerlekli araçlar gibi olduğum yerde patinaja düşerek çevremde dönüyordum
Fotoğrafta görüldüğü üzere benden önce herhangi bir araç bu yolu kullanmamış. Geldiğim yolda sadece benim ayak izlerim ve bisikletin teker izleri görünüyor.
Ara ara durup fotoğraf çekiyorum. Çok güzel manzaralar vardı.Dakikalarca hayran hayran manzaraya bakabilirdim fakat hareketsiz kaldıktan kısa bir süre sonra üşümeye başlıyor ve tekrar yola koyuluyordum.
Klasik kardanbisiklet pozu ![]()
Halimden memnunum. Hareket ettiğim sürece üşüme hissi hiç olmadı. Ilık ılık zirveye tırmandım desem yeridir ![]()
İleride bellirli belirsiz çıkacağım yok görünüyor.
2 senenin birikimiyle kış giyimimi neredeyse tamamdım. Bundan sornası tamamen tecrübeye kalmıştı. Edindiğim önemli tecrübelerden biri ise ayakkabı kılıfı ile (karda dahi olsa) yürümek pek akıllıca değildi. Yürüyüşten kısa bir süre sonra kılıfın burun kısmı esneyerek ayakkabının üstüne çıktı. Bu sebeple ayakkabının fileli ön kısmı kısa sürede ıslandı. Fakat önceden de bahsettiğim gibi çıkış boyunca ayaklarım hiç üşümedi. Islaktı ama üşümedim ![]()
Aynı şekilde baharlık olan eldivenlerimde sırılsıklam olmuştu ama ellerim hiç üşümedi. Ancak fotoğraf çekmek için durduğum kısa süre içerisinde eldivenlerimi çıkarıp tekrar giyerken anlayabiliyordum dışarının ne kadar soğuk olduğunu. Acaba iniş yaparken de bu kadar rahat olabilecekmiydim merak ediyordum.
Akarsuyun kenarında kalan yeşil bitkiler görülmeye değerdi.
Bisiklet elimde tırmanmaya devam ediyorum. Yol düz olsa çok güzel karda bisiklet keyfi yapacağımdan adım gibi eminim. Ama böylesi de zevkliydi doğrusu.
Heryer bembeyaz. Özlemişim bu görüntüleri ![]()
Ben yukarıda ki fotoğrafı çekerken otomatik çekimde olan kask kameram da beni çekiyor.
Sonra ben de onu çekiyorum ![]()
Aynen böyle ![]()
Az önce çıktığım yolu görebilirsiniz.
Gözler yolda tırmanmaya devam ![]()
Tırmanış bir süre sonra zorlaşmaya başlamıştı. Bunda ki en büyük etken karnımın acıkmış olması ve yavaş yavaş enerjimin tükeniyor olmasıydı. İşte burada yaptığım önemli bir hatanın farkına varmıştım. Yanıma hiçbir yiyecek birşey almamıştım. Bu büyük bir hataydı. Eğer kan şekerimde ani bir düşme olsaydı donma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilirdim. Zira inişe geçsem bile bisikletin yol alacağından pek emin değildim.
O an tek istediğim şey sağ sağlim zirveye çıkabilmek ve zirvede ki restorantın açık olmasıydı. Açıkçası beni ayakta tutan ve moral veren en önemli unsur, zirvede içeceğim bir kase sıcak çorba ve çaydı...
Çok fazla yolum kalmamıştı ama yine de endişeliydim.

Burası gideceğim yol değil yanlış anlaşılmasın
Ana yoldan sapan, ilerisi çok hoş bir keçi yolu inişine dönen harika bir yol. Karlar altında manzarası da bir o kadar güzelmiş ![]()


Bu fotoğraftan 10 dakika sonra zirvedeydim. Daha işlek olan yola çıkarken benim bulunduğum yolun şeritle kapatıldığını görünce çok gülmüştüm
Diğer işlek olan yol nisbeten daha açıktı. Yol üzerinde kar olmasına karşın zincir takan araçlar yoldan geçebiliyordu. Tam ben çıkarken zirveye doğru bir minibüsün çıktığını gördüm. Bu beni umutlandırmıştı. Yukarıda ki restorantın açık olma ihtimali artmıştı. Evet aynende öyle oldu. Yuukarıya çıktığımda restorantın açık olduğunu görünce ne kadar sevindiğimi anlatamam.
Kapıdan içeri önce bir kardan adam girdi
Sonra üzerimdeki ceketi çıkardım ve böyleyim ![]()
Beni gören işletme sahibi şaşkındı. Bisikletle çıkıp çıkmadığımı sormadan edemedi
Restoranda benden başka sadece 1 müşteri daha vardı. O da bir cam kenarına geçmiş karın tadını çıkartıyordu sıcak çorbasıyla beraber. Fakat tipiden dolayı bırakın Ordu manzarasını, restorantın alt katının daha ileride olan çatısını bile görmek pek bi zordu.
Hemen bir masaya oturup ıslak eldivenimi, iki kat yaptığım bufflarımı çıkartıp kalorifer peteğine koyuyorum. Yolun yarısında kask kameramın pili bittiği için kasasından çıkartıp kameranın pilini değiştirmem gerekti. Bu sırada kasanın içi buğu yapmıştı. Bir peçete ile kasanın içini ve her iki makinenin dışındaki suyu güzelce siliyorum.
Bu sırada spariş verdiğim sıcacık yayla çorbası masama geliyor. Gözbebeklerim büyüyor ve elimdeki tüm işi bırakıp çorbaya dalıyorum. Sıcak yayla çorbası beni anında canlandırıyor. Yorgun ve aç olduğumdan daha bir tatlı geliyor bu çorba. 2. çorbayı isteme konusunda kararsız kalıyorum, sonra çay içmeye karar veriyorum.
Bir kaç bardak çaydan sonra saatime bakıyorum. Saat 16:15. Çok faza vaktimin kalmadığını anlıyorum. Kuruyan bufflarımı tekrar takıyorum. Eldivenlerim tam kurumadığı için yanımda yedek getirdiğim polar eldivenlerimi giyiyorum. Hesabı ödeyip direk yola çıkıyorum.
Burdan sonra bisiklet sırtında yüksek denge gerektirdiği için ve zaman kısıtlı olduğundan, ne bisiklet hareket halindeyken ne de durarak fotoğraf çekemiyorum. Fakat yol boyunca kask kamerası ile çok kaliteli video çekimleri aldığımı belirtmek isterim. En yakın zamanda bunlar montajlayıp, sizlerle paylaşacağım ![]()
İniş yolunda başlarda bayağı bir acemilik çektim. Bisiklet hakimiyetinde çok zorlanıyordum. 30-40 metrede bir dengem bozuluyor ve ayağımı yere koyarak kendimi zor toparlıyordum. Dengeyi daha kolay sağlayabilmek ve düşme esnasında kendimi daha rahat kurtarabilmek için seleyi bir miktar indirmiştim. Çokta işime yaradı doğrusu. Yol aldıkça karda iniş yapmaya alıştım. Artık daha az hata yapıyordum. Hatta kısa süreli olarak sol elimi gidondan çekip kask kamerasının vizörünü defalarca sildim. Tahmin ediyorumki kalın arazi lastiklerim takılı olsaydı daha kolay bir iniş gerçekleştirecektim. Fakat bu seferde kalın lastik çok fazla kar tutacağından çıkışım çok daha zor olacaktı. Bisiklet ince lastik olmasından dolayı kar üzerinde kayarak çok çabuk hızlanıyordu. Kontrolü sağlayıp yavaşlayabilmek için yol kenarındaki kar yığınına daldım defalarca ![]()
İnişte ellerim hiç üşümedi. Sürekli fren kısmanın vermiş olduğu bir avantaj olsa gerek. Sanırım arka fren pabuçlarım tamamen bitmiştir. En kısa sürede yenilerini spariş vermem gerekecek. İnişin sonlarına doğru ayak parmaklarım acıtacak derecede üşümüştü.
Neyse ki sağsağlim Ordu merkeze inmeyi başarabildim ve doğru evin yolunu tuttum. ''Evim evim güzel evim'' dediğim anlardan biriydi. Yaklaşık 1 saat sobanın yanından ayrılmadım
İşte eve geldiğimde ki kaskımın ve kask aynamın hali böyleydi ![]()
Gün sonu:
6.5x2=13 km toplam yol.
Max irtifa: 460 m (Boztepe Zirve)
Zirveye çıkarken bisiklet sürülen mesafe: Taş çatlasın 1 km
Çıkış Süresi: 2 sa. 15 dk. (ki daha uzun ve stabilize yoldan 30 dk' sınırını zorladığım çok olmuştur )
Zirveden inerken bisiklet sürülen mesafe: 6 km
İniş süresi: 40 dk
Yanıma kar kalanlar:
Toplam çekilen foto: 206 adet (242 mb)
Toplam çekilen video: 23 adet (2.86 gb)
Donan parmak ucları, göze kaçan sayısız kar tanecikleri...
Geziden alınan toplam zevk: ..................... EROR ![]()
Ve böylelikle bir turun daha sonuna gelmiş olduk. Bu yaşadığım güzellikleri tam da istediğim gibi sizlerle paylaşabildiğim için ne kadar mutluyum anlatamam. Videoları en kısa sürede montajlayıp yayınlayacağım.
Bu arada GPA fotoların unuttuğumu sanmayın. En kısa sürede 4. gün tur yazısını yazıp yayınlayacağım. Ve GPA'da çektiğim bir çok video montajlanmayı ve yayınlanmayı bekliyor. İnşallah zaman içerisinde hepsini sizlerle paylaşacağım.
Şimdilik iyi günler dilerim. Hoşçakalın ![]()